Ezop’tan Kısa Masallar

Kısa Ezop Masalları: Çoban ile Yaban Keçileri, Kartal ile Horozlar ve daha fazlası. Kısa Ezop masallarını okuyun, hayvan hikâyelerinden anlamlı dersler çıkarın.

ezop kısa masallar
Çoban ile Yaban Keçileri

Bir varmış, bir yokmuş. Bir gün şiddetli bir kar fırtınası çıkmış. Bir çoban, kendi keçilerinin yanına bir grup yaban keçisini de alarak onları ağıla sığınmış. Kendi keçilerine az miktarda, yaban keçilerine ise bolca yem vermiş. Böylece yaban keçilerini de sürüsüne katabileceğini düşünmüş.

Fırtına dinince yaban keçileri dağlara doğru kaçmaya başlamış. Çoban buna çok öfkelenmiş ve neden gittiklerini sormuş.

Yaban keçilerinden biri şöyle cevap vermiş:

“Bize kendi keçilerinden daha iyi davrandın. Yarın sürüne başka keçiler katılırsa bu kez bizi ihmal etmeyeceğini nereden bilelim?”

Masalın Dersi: Eski dostlarını yeni gelenlere tercih edenler, sonunda her iki tarafı da kaybedebilir.

Kartal ile Horozlar

İki horoz kümeste kavga etmiş. Kavgayı kaybeden horoz bir köşeye çekilip saklanmış. Kazanan horoz ise damın tepesine çıkarak zaferini ilan edercesine ötmeye başlamış.

Tam o sırada bir kartal gökyüzünden süzülerek gelmiş ve kendini göstermekle meşgul olan horozu pençeleriyle kapıp götürmüş. Böylece saklanan horoz kümeste tek başına kalmış ve tavukların ilgisini yeniden kazanmış.

Masalın Dersi: Aşırı gurur ve gösteriş, insanı tehlikelere açık hâle getirebilir.

Keklik ile Horozlar

Bir adam bir keklik satın almış ve onu kendi horozlarının bulunduğu kümese bırakmış. Ancak horozlar yeni gelen kekliği aralarına kabul etmemiş, onu gagalayarak hırpalamışlar. Keklik, gördüğü kötü muameleye çok üzülmüş.

Bir süre sonra horozların kendi aralarında da kavga ettiklerini görmüş. Bunun üzerine rahatlamış ve kendi kendine şöyle demiş:

“Demek ki bunların huyu böyleymiş. Bana özel bir düşmanlık beslemiyorlarmış.”

Masalın Dersi: Başkalarının kaba davranışı, her zaman bizimle ilgili değildir.

Balıkçılar ile Palamut

Bir grup balıkçı sabahtan akşama kadar denize ağ atmış ama tek bir balık bile yakalayamamış. Umutsuzluğa kapılarak boş tekneleriyle kıyıya dönmeye karar vermişler.

Tam o sırada küçük balıkların peşindeki koca bir palamut sudan sıçrayarak teknelerinin içine düşmüş. Balıkçılar büyük bir şaşkınlık yaşamışlar. Boş döneceklerini düşünürken ellerine beklenmedik bir fırsat geçmiş.

Böylece balıkçılar, gün boyunca hiçbir şey yakalayamamış olsalar da teknelerinde bir palamutla limana dönmüşler.

Masalın Dersi: Umudunu kaybetme; bazen beklenmedik bir fırsat, bütün çabalarını karşılıksız bırakmaz.

Balıkçı ile İzmarit

Bir balıkçı, ağına takılan küçücük bir izmariti yakalamış. Balıkçıdan kendisini bırakmasını isteyen izmarit şöyle demiş:

“Ne olur, beni şimdi bırak! Henüz çok küçüğüm. Büyüyüp geliştiğimde seni çok daha fazla doyurabilirim.”

Balıkçı başını sallamış ve şöyle cevap vermiş:

“Şimdi elimde olan küçük bir balık bile olsa gerçektir. Büyüyüp büyümeyeceğin ve bana ne zaman fayda sağlayacağın ise belli değil.”

Bunun üzerine balıkçı, küçük balığı bırakmamış.

Masalın Dersi: Kesin olan küçük bir kazanç, belirsiz bir büyük kazançtan daha değerlidir.

Karnı Şişen Tilki

Bir gün aç bir tilki, bir ağacın kovuğunda çobanların bıraktığı yiyecekleri bulmuş. Açlığını gidermek için kovuğa girmiş ve yiyeceklerin hepsini iştahla yemiş.

Ancak karnı öylesine şişmiş ki girdiği dar kovuktan bir türlü çıkamamış. Ne kadar uğraşsa da dışarı çıkmayı başaramamış.

O sırada oradan geçen başka bir tilki, arkadaşının içinde bulunduğu durumu fark etmiş ve ona şöyle demiş:

“Biraz beklemelisin. Karnın yeniden küçülüp zayıfladığında girdiğin yerden rahatça çıkabilirsin.”

Masalın Dersi: Bir işe girişmeden önce sonuçlarını ve olası zorluklarını düşün.

Tilki ile Böğürtlen

Bir gün bir tilki yüksek bir duvardan atlarken yere düşüşünü yavaşlatmak için bir böğürtlen dalına tutunmuş. Ancak dalın dikenleri pençelerini acıtmış. Canı yanan tilki öfkeyle böğürtlen dalını suçlamış:

“Beni tuttun ama dikenlerinle canımı yaktın!”

Böğürtlen dalı sakin bir şekilde cevap vermiş:

“Ben zaten dikenli bir bitkiyim. Bana tutunmayı seçen sendin.”

Tilki, kendi seçiminin sonucunu başkasını suçlayarak değiştiremeyeceğini anlamış.

Masalın Dersi: Başkasını suçlamadan önce kendi seçimlerini gözden geçir.

Tilki ile Oduncu

Avcılardan kaçan bir tilki, bir oduncunun kulübesine sığınmış ve ondan kendisini saklamasını istemiş. Oduncu tilkiye acımış ve onu kulübenin bir köşesine gizlemiş.

Bir süre sonra avcılar gelerek oduncuya tilkinin nerede olduğunu sormuşlar. Oduncu, “Burada değil,” demiş ama eliyle tilkinin saklandığı köşeyi göstermiş.

Avcılar bu işareti fark etmemiş ve oradan ayrılmışlar.

Tehlike geçince tilki saklandığı yerden çıkmış ve teşekkür etmeden uzaklaşmaya başlamış. Oduncu arkasından seslenmiş:

“Seni kurtardım, neden teşekkür etmeden gidiyorsun?”

Tilki dönüp şöyle cevap vermiş:

“Sözlerin beni kurtarmaya yetiyordu ama hareketlerin beni ele veriyordu.”

Masalın Dersi: Gerçek iyilik, sözlerle davranışların birbiriyle tutarlı olmasını gerektirir.

Kuyruksuz Tilki

Bir gün bir tilki tuzağa düşmüş. Kurtulmaya çalışırken kuyruğunu tuzakta bırakmış. Kuyruksuz kaldığı için diğer tilkilerin arasında utanacağını düşünerek bir plan yapmış.

Bütün tilkileri bir araya toplayıp şöyle demiş:

“Kuyruk taşımak gereksiz bir yükten başka bir şey değil. Hem yürürken hem de kaçarken bizi yavaşlatıyor. Bence hepimiz kuyruklarımızı kestirmeliyiz.”

Tilkinin sözlerini dinleyenlerden biri ona şu soruyu sormuş:

“Peki, kuyruğunu kaybetmemiş olsaydın yine de bize aynı şeyi söyler miydin?”

Kuyruksuz tilki bu soru karşısında cevap verememiş. Çünkü amacının diğer tilkilere yardım etmek değil, kendi kusurunu gizlemek olduğu ortaya çıkmış.

Masalın Dersi: Kendi kusurunu gizlemek isteyenler, başkalarını da aynı duruma düşürmeye çalışabilir.

Fırtınaya Tutulan Adam

Bir adamın gemisi şiddetli bir fırtınaya yakalanmış ve gemi batmış. Dalgaların sürüklediği adam, sonunda kıyıya ulaşmış. Kendine geldiğinde denize öfkeyle seslenmiş:

“Sana güvenip yola çıkan insanlar var! Ama sen bir anda öfkelenip onları boğuyorsun!”

Tam o sırada deniz, güzel bir kadın kılığında karşısına çıkmış ve şöyle demiş:

“Beni suçlama. Ben sakin olduğumda kimseye zarar vermem. Beni dalgalandıran ve öfkelendiren rüzgârdır.”

Adam, öfkesinin asıl kaynağını yanlış yerde aradığını anlamış.

Masalın Dersi: Bir sorunu çözmek için önce gerçek nedenini bulmalısın.

Benzer Gönderiler

  • Portakal Ağacı

    Portakal Ağacı Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Eski zamanlarda mı, bilinmez, ama gökyüzünde dans eden cüceler, yerde koşuşan kuşlar varmış. Hem cüceler niye gökyüzünde, kuşlar neden yeryüzünde derseniz, orasını kimse bilmezmiş; onlar öyle olmasını istemişler, hepsi bu. Uzak diyarların birinde, görkemiyle herkesi büyüleyen bir portakal ağacı varmış. Bu ağaç o kadar büyükmüş ki dalları bulutlara…

  • Ağustos Böceği ile Karınca

    Sevgili çocuklar, sizlere Ağustos Böceği ile Karınca Masalını anlatacağım. Cırcır böceği olarak da bilinen Ağustos böceğinin işi gücü cırcır diye ötme, şarkılar söylemektir. Karınca ise, çalışkanlığıyla bilinir. Bu iki sevimli canlı arasında şöyle bir hikaye geçmektedir; Günlerden bir gün, aylardan bir ay, yaz ayı gelmiş. Hele ağustos ayı gelince bizim Ağustos böceğine gün doğmuş. Yaz…

  • Rapunzel

    Dünya klasik masalları arasında yer alan Rapunzel Masalı, Türkiye’nin en iyi çocuk masalları sitesinde ücretsiz okuyun! Keyifli okumalar diliyoruz. Bir varmış, bir yokmuş. Uzak ülkelerin birinde mutlu bir aile varmış. Bir kız çocukları olmasının ümidiyle yaşar, her gün bunun için dua ederlermiş. Günün birinde kadın hamile olduğunu anlamış, kocasına hemen müjdeyi vermiş. Mutluluktan havaya uçuyorlarmış….

  • Güvercin ile Karınca

    Güvercin ile Karınca Masalı Bir zamanlar, kurak bir vadide yaşayan susamış bir karınca, serinletici bir suyun kenarına ulaşmış. Karınca, kana kana su içebilmek için suyun üstüne sarkan bir ota tırmanmış. Ancak, dengesini kaybedip suya düşmüş ve hızla akıntıya kapılmış. Çırpınıp dururken, kenardaki bir ağacın dalında dinlenen yaşlı ve bilge bir güvercin karıncayı görmüş. Güvercin, karıncayı…

  • Minik Serçe ile Avcı

    Minik Serçe ile Avcı Masalı Bir zamanlar, bir avcı, kuş avlamak için bir tuzak kurdu ve tuzağa minik bir serçe yakalandı. Avcı, minik serçeyi eline aldığında büyük bir şaşkınlık yaşadı çünkü minik serçe konuşuyordu! Minik serçe şöyle dedi: “Ey insan oğlu, sen birçok koyun, sığır, deve yedin; onların etleriyle bile doymadın. Benim küçücük etimle mi…

  • Aslan ile Fil

    Aslan ile Fil Masalı Bir zamanlar yemyeşil ormanların tam kalbinde, bütün hayvanların huzur içinde yaşadığı bir yer varmış. Fakat yazın kavurucu sıcağı ormanı kasıp kavurunca, herkes serin bir gölge ve bir yudum su arar olmuş. Bir gün, ormanın güçlü kralı aslan susuzluğunu gidermek için derenin kıyısına gelmiş. Tam suya eğilip içecekken, ağır adımlarla bir fil…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir