Yalancı Çoban


Yalancı Çoban Masalı

Bir zamanlar koyun sürüsünü tepeden seyretmekten sıkılmış bir çoban vardı. Kendince eğlenmek için, “Yardım edin, kurtlar sürüye saldırıyor! Yardım edin, kurtlar sürüye saldırıyor! Sürüyü dağıttılar!” diye bağırmaya başladı.

Çobanın çığlıklarını duyan köylüler, çobana yardım etmek ve koyunları kurtarmak için koşarak sürünün olduğu yere geldiler. Sürünün otladığını ve hiçbir şeyin olmadığını gördüler. Çoban, köylüleri kandırdığı için onlara gülüyordu.

Köylüler öfkeyle;

“Bu yaptığın hiç doğru değil. Bir daha asla böyle bir şey yapma!” dediler ve gittiler.

Ertesi gün çoban sürüleri otlatırken yine sıkılmıştı, köylüleri ikinci kez kandırmak için tekrar “Yardım edin, kurtlar sürüye saldırıyor! Yardım edin, kurtlar sürüye saldırıyor! Sürüyü dağıttılar!” diye bağırdı. Köylüler yine koşarak geldiler, sürü otlanıyordu, ortalıkta kurt falan yoktu. Köylüler kızgın bir şekilde çobanı ikinci kez uyardılar ve oradan ayrıldılar. Oğlan sürüyü izlerken, bir süre sonra gerçekten bir kurt sürüsü gördü ve kurtlar sürüye doğru gidiyorlardı. Yüksek sesle “Yardım edin, kurtlar sürüye saldırıyor! Yardım edin, kurtlar sürüye saldırıyor! Sürüyü dağıttılar!, yardım edin!” diye bağırmaya başladı.

Köylüler, çoban yine yalan söylüyor diyerek yardıma gitmedi. Akşam, çoban eve dönmeyince, köylüler ona ne olduğunu merak ettiler ve çobanın sürüyü otlattığı tepeye çıktılar. Çoban, bir ağacın altında oturup ağlıyordu. Köylülere;

“Kurtlar sürüye saldırdı, sizden yardım istediğimde neden gelmediniz? diye öfkeyle sordu. “Artık sürü dağıldı” dedi.

Köylülerin içinden bilge bir köylü ona yaklaştı ve şöyle dedi: “İnsanlar, doğruyu söyleseler bile yalancılara inanmazlar. Şimdi eve gidelim, yarın gün ağarınca koyunlarını ararız.”

Öğüt: Yalan söylemek insanlar arasındaki güveni zedeler. Yalancı biri doğruyu söylese bile kimse ona inanmaz.

Benzer Gönderiler

  • Dört Arkadaş

    Dört Arkadaş Masalı, dostluğun ve dayanışmanın önemini anlatan bir masaldır. Farklı özelliklere sahip olsalar da zorlukları birlikte aşan hayvanların macerasını okuyacaksınız. Herkesin bir diğerine nasıl yardım ettiğini ve gerçek dostluğun ne demek olduğunu öğreneceksiniz. Keyifli okumalar diliyoruz. Bir zamanlar, yemyeşil bir vadide huzur içinde yaşayan dört dost varmış: ceylan, kaplumbağa, karga ve fare. Bu dostlar,…

  • Tilki ile Üzümler

    Sevgili çocuklar, Tilki ile Üzümler Masalımızı okumaya hazır mıyız? Günlerden bir gün, karnı acıkan bir tilki kocaman bir asmanın yanına gelmiş. Asma kocaman ya! Üzümleri de salkım salkım kocamanmış, üzümler asma dallarından sarkıyor, aç tilki de üzümlere bakınca ağzının suyu akmış. Tilki, üzümlere ulaşmak bir zıplamış, iki zıplamış, üç zıplamış ama ne yapmışsa nafile.. Bir…

  • Minik Serçe ile Avcı

    Minik Serçe ile Avcı Masalı Bir zamanlar, bir avcı, kuş avlamak için bir tuzak kurdu ve tuzağa minik bir serçe yakalandı. Avcı, minik serçeyi eline aldığında büyük bir şaşkınlık yaşadı çünkü minik serçe konuşuyordu! Minik serçe şöyle dedi: “Ey insan oğlu, sen birçok koyun, sığır, deve yedin; onların etleriyle bile doymadın. Benim küçücük etimle mi…

  • Kurt ile Yavru Keçi

    Kurt ile Yavru Keçi Masalı Bir gün, bir kurt, bir yamaçta otlayan yavru bir keçiyi gözüne kestirmiş. Keçinin annesi biraz ileride, dikkatle etrafı gözlüyor olsa da kurt, yavru keçiyi annesinin yanından kaçırmak için bir plan yapmış. Yavru keçiye tatlı bir sesle; “Merhaba küçük dostum! Orada tek başına oynamak çok tehlikeli değil mi? Ya bir yerini…

  • Sihirli Fasulye

    Sihirli Fasulye Masalı Bir varmış, bir yokmuş, Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Develer tellal iken, pireler berber iken, Ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Uzak diyarlarda bir köy varmış, bu köyde de bir dul kadın ve tembel bir oğlu yaşarmış. Kadının, sorumluluk almak istemeyen tembel bir oğlu varmış. Zor durumda oldukları için ellerinde…

  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler

    Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler Masalı Günlerden karlı bir kış gününde, bir kraliçe sarayının büyük penceresinin önünde oturmuş, incecik bir nakış işliyormuş. Her yer karla kaplıymış. Kraliçe, dışarıdaki beyaz örtüyü izlerken, kendi kendine hayal kurmaya başlamış ve demiş ki; “Eğer bir kızım olursa, teni kar gibi beyaz, yanakları elma gibi kırmızı, saçları ise gece gibi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir