Kibirli Gül

Kibirli Gül Masalı, kendini üstün gören bir gülün kaktüse karşı önyargılı davranmasıyla başlayan ve zamanla doğanın dengesi içinde iş birliği ve dostluğun önemini keşfetmesiyle devam eden öğretici bir hikâyeyi anlatmaktadır. Kuraklık döneminde gülün zor durumda kalması, kaktüsün ve serçelerin yardımıyla çözülmüş, böylece görünüşe göre yargı yapmanın yanlışlığı vurgulanmıştır. Hikâye, farklılıkların aslında birer zenginlik olduğunu ve her canlının doğada önemli bir rolü bulunduğunu etkili bir şekilde göstermektedir.
Kibirli Gül
Bir zamanlar, çok güzel görünüşüyle gurur duyan bir gül varmış. Bu gül bir bahçede büyümüş ve sürekli kendisine hayran kalırmış. Dünyadaki en güzel çiçeğin kendisi olduğunu düşünürmüş.
Tek hoşuna gitmeyen şey, çiçeğin çirkin bir kaktüsün yanında büyüyor olmasıymış. Gül her gün kaktüsün görünüşüyle alay edermiş, ama kaktüs sessiz kalırmış. Gülün etrafındaki diğer bitkiler ve ağaçlar, onun kaktüse zorbalık yapmasını durdurmaya çalışırmış, fakat gül kendi güzelliğine fazla kapıldığı için kimseyi dinlemezmiş.
İlkbahar geçmiş, yaz gelmiş. Yağmur yağmamış, bahçe kurumuş ve bitkiler için su kalmamış. Gül yavaş yavaş güzel rengini kaybetmeye başlamış ve solmuş.
Gül, bir serçenin gagasıyla kaktüsten su içtiğini görmüş ve kaktüsten yardım istemeye çekinmiş. Ancak başka çaresi kalmayınca sonunda yardım istemiş. İyi kalpli kaktüs bu isteği seve seve kabul etmiş. Serçeler gagalarıyla su taşıyarak gülü sulamışlar. Gül ile kaktüs o günden sonra sıkı dost olmuş ve yazı birlikte atlatmışlar
Masalın verdiği ders: Kimseyi görünüşüne göre yargılama. Görünüşe aldanma. En güzel görünen şey her zaman en zararsız olan değildir.
