Kısa Masallar

Kurşun Asker


Kurşun Asker Masalı

Bir zamanlar, uzak ülkelerin birinde bir oyuncak evi varmış. Oyuncak evinin içerisinde tam altı kurşun asker beraber yaşarmış. Günlerden bir gün, kurşun askerleri oyuncakçı dükkanındaki vitrine koymuşlar.

Altı kurşun asker de tüfek omuzda hazır ol vaziyetinde duruyorlarmış. Oğluna doğum günü hediyesi almak isteyen bir adam oyuncakçı dükkanına gelmiş, vitrindeki kurşun askerleri görünce çok beğenip, satın almaya karar vermiş. Dükkan sahibi, kurşun askerleri paketlerken kurşun askerlerden birinin neden tek ayaklı olduğunu babaya açıklamış. Meğerse kurşun askerleri yapan ustanın kurşunu bittiği için son askerin ayağı topal kalmış. Baba bu duruma oldukça şaşırmış, hediye paketini aldığı gibi evine doğru yola koyulmuş.

Doğum gününde çocuğuna hediye etmiş. Çocuklar, kurşun askerler ve diğer oyuncaklarla oyunlar oynayarak gülüp eğlenmişler. Eğlence bitince altı kurşun askeri kutuya koyup diğer oyuncakların olduğu odaya götürmüşler. Karanlık kutunun içindeki kurşun askerlerin canı sıkılıyormuş. Yalnız topal kurşun asker kutunun aralığından dışarıyı görebiliyormuş. Bu durum topal kurşun asker için bir eğlence haline gelmiş. Topal kurşun askerin gözüne masanın üstünde kollarını iki yana açıp bir ayağını havaya kaldırmış, balerin gibi dans eden çok güzel bir prenses ilişmiş. Topal kurşun asker, prensesi görür görmez aşık olmuş. Gözlerini prensesin güzelliğinden alamıyormuş. Tek dileği prensesin yanında olmakmış. 

Sabah olmuş, evin küçük çocuğu oyuncaklarıyla oynamak için odaya gelmiş. Kurşun askerleri kutudan çıkartmış, oyun masasının üstüne koymaya başlamış. Topal kurşun askeri alıp tam prensesin yanına koymuş. Topal kurşun asker adeta mutluluktan uçuyormuş. Artık prensese daha yakınmış, uzaktan baktığı o güzel prensesin yanında olmaktan çok mutluymuş. Prensesten hiç ayrılmak istemiyor, onu kaybetmekten çok korkuyormuş. 

O esnada karanlık çökmüş, gök gürlemiş, şimşekler çakıyormuş ve ardından şiddetli bir rüzgar çıkmış. Rüzgar o kadar şiddetli esiyormuş ki, açık olan pencereden gelen rüzgar tüm oyuncakları havaya savurmuş. Şiddetli rüzgar bir anda topal kurşun askeri aldığı gibi pencereden sokağa atıvermiş.

Bir kaldırımın kenarına tek ayak üzerine düşmüş. Yoldan gelip geçenler, kurşun askerin üstüne basacak gibi oluyor, bu durum kurşun askeri çok korkutuyormuş. Şiddetli fırtınadan sonra sicim gibi bir yağmur yağmaya başlamış. Yağmur suları kurşun askerleri alıp götürmüş. 

Çukurlarda yağmur sularından oluşan küçük gölde oynayan iki çocuk kurşun askeri fark etmişler. Çocuklar kurşun askeri görünce çok sevinmişler. Hemen kağıttan bir kayık yapıp onu kayığa bindirip oyunlar oynamışlar. Bir süre sonra yağmur şiddetini artırmış, çocuklar panikle kurşun askeri orada bırakıp evlerine doğru koşmuşlar. Kurşun asker, kayığın üzerinde silahı omuzunda tek ayak üzerinde dimdik duruyormuş. Her geçen zaman yağmurun şiddeti artmış, yağmur suları sel olmuş, kurşun asker sele kapılıp oradan oraya savrulmaya başlamış. Çok geçmeden kayık su almış ve kurşun asker kendini ırmağın ortasında bulmuş. Kurşunun ağırlığı onu gittikçe dibe doğru götürüyormuş. Kurşun askerin aklı güzel prensesteymiş;

-Ah! keşke küçük prenses yanımda olsaydı” diyormuş.

Gittikçe ırmağın dibine doğru batıyormuş. Bir anda kocaman bir balık ırmakta kurşun askeri yakaladığı gibi yutmuş. Balığın karnı o kadar karanlıkmış ki, kurşun asker çok korkuyormuş. Yine de tüfeği omuzunda tek ayak üzerinde bir asker gibi dimdik duruyormuş. Sonra bir balıkçı gelip balığı yakalamış, pazara götürüp satmış. Sonunda kurşun asker kendini bir mutfakta bulmuş.  Bir sesin “Kurşun Asker” dediği duyulmuş. 

Kurşun asker o karanlık günlerin ardından tekrar diğer oyuncakların yanına gelmiş, en çok da prensese kavuştuğu için çok sevinçliymiş. Prenses, tek ayak üstünde balerin gibi dans edip, şarkılar söylüyormuş. Kurşun asker de prensesi büyük bir hayranlıkla izleyip mutlu oluyormuş. Ne yazık ki kurşun askerin bu mutluluğu çok sürmemiş, küçük çocuk bir süre kurşun askerle oynamış daha sonra sıkılıp kurşun askeri içi ateş dolu şöminenin içine atmış. Kurşun askerin canı yanmaya başlamış ve gittikçe erimeye başlamış. Omuzunda tüfeği, tek ayak üzerinde bir asker gibi alevlerin içinde yavaş yavaş eriyormuş. En çok da prensesten ayrıldığı için üzülüyormuş. Bir anda şiddetli bir rüzgar çıkmış ve prensesi uçurup ateşin içine atmış. Kurşun asker, büyük bir sevinçle kollarını açmış prensesi kucaklamış.  Ateş söndüğünde kurşundan bir kalp bulmuşlar, kurşun asker ve prenses sonsuza kadar mutlu olacakları bir hayata kavuşmuşlar..

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu