Eşek ile Ağustos Böceği

Bu masalda, çiftlikte yaşayan bir eşeğin, ağustos böceğinin güzel sesine özenmesiyle başlayan eğlenceli ama düşündürücü bir hikâye anlatılır. Eşek, kendi doğasını sorgular ve başkasına benzemeye çalışırken yanlış bir yol seçer. Masal; çocuklara kendini tanımanın, başkalarını taklit etmenin zararlarını ve her canlının kendine özgü yetenekleri olduğunu sade ve anlaşılır bir dille aktarır. Bu öğretici çocuk masalı, özgüven, bireysel farklılıklar ve doğru seçimler üzerine değerli mesajlar içerir.
Eşek ile Ağustos Böceği Masalı
Uzun zaman önce, geniş tarlaları ve büyük bir ahırı olan bir çiftlikte bir eşek yaşarmış. Günlerini saman yiyerek geçirir, arada bir de yüksek sesle anırırmış. Ne var ki anırdığı zaman çiftlikteki insanlar kulaklarını kapatır,
“Bu eşeğin sesi de pek yüksek!” diye söylenirlermiş.
Eşek bunu fark edince üzülmeye başlamış.
“Benim sesim neden kimseye güzel gelmiyor?” diye düşünürmüş.
“Keşke benim de kulağa hoş gelen bir sesim olsaydı…”
Bir yaz günü, çiftliğin kenarındaki ağaçtan gelen güçlü ve melodili bir ses duymuş. Başını kaldırınca bir ağustos böceği görmüş. Ağustos böceği öyle gür ve etkileyici ötüyormuş ki eşek hayran kalmış.
Dayanamamış, ona seslenmiş:
— Ağustos böceği kardeş, sesin ne kadar güzel! Ben de senin gibi ötmek istiyorum. Ne yapmalıyım?
Ağustos böceği gülümsemiş:
— Ben doğduğumdan beri böyle öterim. Bu benim sesim, demiş.
Eşek yine de sormuş:
— Peki ne yiyip içiyorsun? Belki senin gibi beslenirsem sesim de değişir.
Ağustos böceği cevap vermiş:
— Biz ağaçların özsuyuyla ve doğanın sunduklarıyla besleniriz.
Eşek bunu duyunca kendi kendine,
“Demek sırrı bu!” diye düşünmüş.
O günden sonra saman yemeyi azaltmış, ağustos böceği gibi yaşamaya çalışmış. Günler geçtikçe zayıflamış, gücü azalmış ama sesi yine değişmemiş.
Bir gün çiftlik sahibi eşeği bu hâlde görünce çok endişelenmiş:
— Sen böyle yaşayamazsın, demiş. Kendine zarar veriyorsun.
Eşeği ahırdan çıkarıp geniş bir alana bırakmış.
Eşek orada düşünmüş, hatasını anlamış. Başkasına benzemeye çalışırken kendi gücünü kaybettiğini fark etmiş. Yeniden kendine uygun yiyeceklerle beslenmeye başlamış ve yavaş yavaş toparlanmış.
Artık kimseyi taklit etmiyormuş.
Anırdığı zaman bile kendi sesiyle barışıkmış.
Ve şunu öğrenmiş:
Herkes kendine verilen özelliklerle değerlidir. Başkası gibi olmaya çalışmak, insanın kendine zarar vermesine neden olur.
Masaldan çıkarılacak ders: Her canlının kendine özgü yetenekleri ve yaşam biçimi vardır. Her canlı birbirinden farklıdır. Başkaları gibi değil kendimiz olalım.



