Keloğlan ile Değirmenci

keloğlan masalı
Keloğlan ile Değirmenci Masalı

Bir zamanlar, uzak diyarlarda bir köyde, zavallı Keloğlan ve annesi birlikte yaşıyormuş. Yaşamak denirse tabii, çünkü her gün karınlarını doyurmak, hayatlarını sürdürmek onlar için büyük bir mücadeleymiş. Yıllardır toprakları varmış ama o topraklar verimsizmiş. Ne ekmişlerse bir türlü ürün alamamışlar. Günlerce sadece bir kuru ekmek, bir parça peynirle idare etmişler. Kıtlık öyle şiddetliymiş ki, köydeki herkes gibi Keloğlan ve anası da zor zamanlar geçiriyormuş. Bağlar bahçeler kurumuş, mısır tarlaları bodur kalmış, köylü ekin yapamadan çaresiz beklemiş.

Kış kapıdaymış. Gürgen ağaçlarının tepelerine bakınca, anası kışın hem erken geleceğini hem de çok sert geçeceğini anlamış. Bir akşam, Keloğlan’ın anası, onu karşısına alıp derin bir nefesle konuşmuş:

– Ah oğlum, saf oğlum, başı keleş oğlum! Kış kapıda, yakında kar yağacak, soğuklar bastıracak. Hazırlık yapmazsak, bu kara kışı atlatamayız. Sen git iş ara, birkaç kuruş biriktir ki, yakacak, yiyecek bir şeyler alalım. Yoksa açlıktan kırılırız!

Keloğlan, annesinin sözleri üzerine uzun uzun düşünmüş. “Nerede iş bulurum, nasıl para kazanırım?” diye kendi kendine sormuş. Ancak köyde iş bulmak çok zormuş. Yine de vazgeçmemiş, bir umut dışarı çıkmış ve aramaya koyulmuş.

Önce köydeki dükkânlara gitmiş, kapı kapı dolaşmış. Ama herkes aynı şeyi söylemiş: “Bu kıtlıkta ne iş, ne de para var evlat!” demişler. Keloğlan üzülmüş ama pes etmemiş. Sonunda, aklına köyün dışındaki eski değirmen gelmiş. “Belki değirmende iş vardır,” diye düşünerek oraya doğru yürümeye başlamış.

Değirmene vardığında, yaşlı değirmenci amcayı görmüş. Değirmenci çok yaşlı ve yorgun görünüyormuş, koca değirmeni çevirmekte zorlanıyormuş. Keloğlan bunu fark etmiş ve içinden bir his doğmuş. Hiç düşünmeden değirmenciye bir teklifte bulunmuş:

– Amca, ben her gün buraya geleyim, sana yardım edeyim. Karşılığında hiçbir şey istemem, yeter ki bu değirmen dönsün, köylüler ekmeğe kavuşsun.

Değirmenci şaşırmış. Keloğlan’ın saf ve iyi yürekli olduğunu bilirmiş ama bu kadarını beklemiyormuş. “Ama evlat, senin de ihtiyacın var, boşuna mı çalışacaksın?” demiş. Keloğlan gülümsemiş:

– Para istemem amca. Yeter ki sen sağ ol, işin bitsin. Belki ileride hayırlı bir şey olur, kim bilir?

Böylece Keloğlan her sabah değirmene gitmeye başlamış. Güneş doğmadan değirmenin yolunu tutar, akşama kadar çalışırmış. Değirmeni çevirir, köyden gelen buğdayları öğütürmüş. Her gün yorulsa da, kalbi ferahmış. Annesine de bu durumu anlatmış ama anası bu duruma çok üzülmüş:

– Oğlum, saf oğlum! Bizim de ihtiyacımız var, sen niye bedava çalışıyorsun? Kendine, bize bir fayda sağlamadan bu kadar eziyet çekmenin ne anlamı var?

Keloğlan ise annesine sakin bir şekilde cevap vermiş:

– Anacığım, sabırlı ol. İyilik yaptıkça, gün gelir o iyilik sana geri döner. Yeter ki biz doğru olanı yapalım.

Ve öyle de olmuş. Keloğlan günlerce, haftalarca değirmende çalışmış. Kara kış bastırmış, soğuklar başlamış. Herkes yiyecek bulmakta zorlanırken, Keloğlan ve anası da açlıkla baş başa kalmışlar. Evde yiyecek kalmamış, anası sık sık gözyaşı döküyormuş. “Oğlum, çalıştın çabaladın ama elimizde bir lokma bile kalmadı,” diye dert yanıyormuş.

Bir gün, tam Keloğlan da ümitsizliğe kapılmaya başlamışken, kapı çalınmış. Kapıyı açtıklarında, karşılarında değirmencinin gönderdiği bir adam duruyormuş. Adam, Keloğlan’a büyük bir paket vermiş. Paket, buğday doluymuş, ayrıca yiyecek ve içeceklerle doluymuş. Üstelik birkaç çuval un da varmış. Değirmenci, Keloğlan’ın tüm bu zaman boyunca gösterdiği fedakârlığın karşılığını vermek istemiş.

Keloğlan sevinç içinde annesine dönmüş:

– Gördün mü anacığım? İyilik yaptık, karşılığını aldık. Hiçbir emek boşa gitmez, yeter ki sabırlı olalım!

Annesi, gözlerinde yaşlarla Keloğlan’a sarılmış. O günden sonra, Keloğlan ve anası bir daha hiç aç kalmamışlar. Keloğlan’ın iyiliği ve fedakârlığı, hem kendi hayatını hem de çevresindekilerin hayatını değiştirmiş.

Benzer Gönderiler

  • Kurbağa ve Öküz

    Kurbağa ve Öküz Masalı Bir zamanlar bir bataklıkta, küçük ve sıradan bir kurbağa yaşarmış. Bu kurbağa, her zaman çevresindekilere hayranlıkla bakar, onların sahip olduklarını kendinde görmek istermiş. Bir gün, büyük bir tarlanın kenarında dolaşırken, kocaman bir öküze rastlamış. Öküz, hem iri cüssesi hem de güçlü görünüşüyle tarlada ağır ağır otluyormuş. Kurbağa, öküzü hayranlıkla izlerken içinden…

  • Tarla Kuşu ile Yavruları

    Tarla Kuşu ile Yavruları Masalı Bir zamanlar, uzak bir köyde, büyük bir tarlada bir tarla kuşu, buğday ekinlerinin arasında bir yuva yapmış. Her gün bir yumurta bırakır, sonra üzerine oturup sabırla yavrularının çıkmasını beklermiş. Günler geçmiş, sonunda yumurtalar çatlamış ve minik yavrular dünyaya gelmiş. Fakat aradan zaman geçmesine rağmen, yavrular bir türlü uçmayı öğrenememiş. Tarla…

  • İnatçı Eşek

    “Dediğim dedik” diyen inatçı eşek Uzun Kulak’ın ibretlik hikayesi. Sırf zıt gitmek uğruna yapılan kör inadın sonunu anlatan, ders verici harika bir kısa masal. İnatçı Eşek Masalı Bir zamanlar bir çiftlikte, “Dediğim dedik, bildiğim bildik” huyundan ölse de vazgeçmeyen, Uzun Kulak adında inatçı bir eşek yaşarmış. Bir sabah sahibi onu kasabaya götürmek için yola çıkarmış….

  • Tilki ile Kartal

    Bir ezop masalı olan Tilki ile Kartal Masalını Türkiye’nin çocuk masalları sitemizde online olarak ücretsiz okuyabilirsiniz. Bir zamanlar, tilki ile kartal ormanda karşılaşıp arkadaş olmuşlar. — Yuvalarımızı birbirine yakın yaparsak her gün görüşebiliriz, demişler. Kartal, yuvasını yüksek bir meşe ağacının üzerine yapmış, yumurtaları olmuş, sonra da yumurtalarından da minik yavruları doğmuş. Tilki de meşe ağacının…

  • Altın Yumurtlayan Kaz

    Altın yumurtlayan kaz masalı, Ezop’un en ünlü masallarından biri olarak bilinir. Masal, altın yumurtlayan büyülü bir kazın etrafında şekillenir. Çoğu çocuk masallarında olduğu gibi, altın kaz masalı da okurken öğrenilebilecek değerli bir ahlak dersi taşır. İşte, çocuklar için uygun, basitleştirilmiş bir altın yumurtlayan kaz masalı: Altın Yumurtlayan Kaz Masalı Bir zamanlar bir çiftçi ve karısının…

  • Fareli Köyün Kavalcısı

    Fareli Köyün Kavalcısı Masalı Bir zamanlar, Almanya’da bulunan Hamelin adında küçük bir kasaba varmış. Bu kasabanın büyük bir sorunu varmış. Her yerde fareler dolaşıyormuş. Sokaklar, evler ve depolar farelerle dolup taşmış. İnsanlar artık rahat uyuyamaz olmuş ve kasabada yaşayan herkes bu durumdan çok şikâyetçiymiş. Sonunda kasaba halkı belediye başkanının yanına gitmiş ve farelerden kurtulmaları için…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir